“Herkes Üniversite Mezunu Olmalı” Derdi

     Türkiye'de son yıllarda üniversite eğitimine olan devletin yoğun teşviki nedeniyle birçok üniversite ve yanında birçok ihtiyaç dışı bölüm açıldı. Üniversiteler bir yönden "lisenin devamı" gibi bir izlenime getirildi. Bu durum dünyada üniversitelerinde de aynı mı?

     Üniversite mesleki uzmanlaşmanın yapıldığı kurumdur. Kişiler ilgi ve yeteneklerine uygun bölümlere yerleşerek gelecekte yapacakları mesleğin detaylarını öğrenirler fakat bu durum Türkiye'de tam anlamıyla bu şekilde değil. Türkiye'de üniversiteler özellikle "Türkiye'nin genel eğitim seviyesini yükseltme." aracı olarak görülüyor.

     İnsanlar meslek seçimlerini en iyi 18 yaşına kadar yapar. Seçilen meslek bir üniversite okumayı gerektiriyorsa genellikle 18 yaşına kadar yerleşilir ve üniversite biter bitmez kişiler iş bulur ve çalışmaya başlar. Fakat Türkiye'de meslek kazandırmayacağı bilinmesine ramen herkese üniversite okuma şansı verilmekte ve genel maksimum meslek seçim yaşı olan 18 yaşını vakit kaybı bir bölüm okutarak mezun olması sağlanmaktadır. Üniversiteden mezun olan insanlar 22 – 30 yaşları arasında olurlar ve bu yaş aralığı farklı bir meslek düşünmek için uygun olmayan bir zaman aralığı olarak birçok meslek seçim modeli tasarımcısı bilm adamları tarafından da belirtilmiştir. Bu durumda mezun olan insanların mutlaka özel sektör ve devlet üzerinde ihtiyaç olduğu kadarı üniversiteye alınmalıdır.

     Eğitim sistemimizde "herkes mezun olsun" derdi nedeniyle okuma yazma bilmeden liseden mezun olan insanlar görülmektedir. Eğer bir insanın okumak gibi bir derdi yoksa; gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, zamanında okuldan uzaklaştırılmalı ve mesleki eğitim alması sağlanmalıdır. Böylece eğitim kabiliyeti olmayan insanlara boş umutlar aşılanmaz ve işsizlik gibi sorunlar en doğal yöntemlerle ortadan kalkar. Okumak istemeyen insanların zorla mezun edilmesi, eline diploma verilmesi ve hatta üniversite okumaya zorlanması asla ülkenin çıkarına olmayacaktır. Ayrıca okumak istemeyen insanların, okumak isteyen insanlarla aynı ortamda bulunması eğitim öğretim faaliyetlerinin kalitesini düşürdüğü önemli bir gerçektir.

     Türkiye'nin eğitim kalitesini artırmanın yolları basit. Bir ülkenin eğitim sisteminin en önemli organı PDR yani Psikolojik Danışma ve Rehberlik tir. Fakat ülkemizdeki sistem yeni yerleşmeye başlamakta ve neredeyse hiçbir iş yapmamaktadır. Hatta bu kadar önemli bir bölüme, herkese eklenen sabit puanı eksi netlerle aşağı çekip 10-12 gibi puan alanlar atanmaktadır. Rehber uzmanlarının yapması gereken, öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini belirlemek ve gelecek eğitimine öğrenci ile beraber yön vermektir. Örneğin bir öğrenci doktor olmak istiyor olabilir. Fakat öğrencinin doktor olması gerektiğine ne kadar iyi matematik, fizik ve Türkçe çözdüğüne bakarak almak ne kadar doğru olabilir? Gelişmiş ülkelerde bir öğrencinin hangi mesleği yapacağına karar verirken öncelikle yeteneğine bakılır. Örneğin doktorluk için "el titremesi" gibi sınırlılıklar öğrencinin geleceğinde doktorluk mesleğini asla yapamayacağı anlamına gelir fakat ülkemizde eli titreyen birisi tıp fakültesini kazanırsa bu sorununu üniversitede farketmekte ve doğal olarak başarısız olmaktadır. Bu tür örnekleri çoğaltmak mümkün fakat ülkenin eğitim sistemindeki "herkes diploma sahibi olmalı" derdi yakın gelecekte önemli işsizlik sorunlarını doğruacaktır.

Kullanım Koşulları

BT

1999 yılında ilk web sitesini yaptı ve kurucusu oluğu www.bilim-teknoloji.com sitesinde yöneticilik yapıyor. Uzmanlık alanı Biyoloji, Fizik, Kimya ve Matematik olan BT, akademik alanda yüksek lisans eğitmine devam ediyor.

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.