Tipik Kadının Bilimden Uzak Olması

Evren’in bir bilgisayar oyunundan ibaret olduğunu hissedenleriniz vardır. İçinde bulunduğumuz yaşam alanı tıpkı bilgisayar oyunlarındaki gibi tam olarak bizim ihtiyaçlarımızı karşılayacak durumda. Sınırlarımız ise devasal sınırsızlıklar ile çizilmiş. Öyle ki HENÜZ GÜNEŞ SİSTEMİNİN DIŞINA ÇIKAMADIK!!!! HATTA! Pluto’nun EN NET FOTOĞRAFI bile geçtiğimiz sene çekildi.

Bilimin geldiği nokta Güneş ile mitokondri karşılaştırması kadar dersem insanoğlunun çabalarını belki de kutsamış olurum. Belki de bunun sebebi bilimin geldiği noktada en büyük payın hiç şüphesiz erkeklere ait olması olabilir. Şimdi kadınlar tepki gösterebilir: “Onları biz doğurduk ama!”

Kadın bilimcilerin sayısı geçtiğimiz yüzyılda büyük ölçüde arttı. Hatta bu değer öyle sayılara ulaştı ki “bilim adamı” ifadesi yerine “bilim insanı” ifadesi getirildi. Bu doğru bir hareket, sadece bir tane bile kadın bilimci olsa en doğrusu… Kadın bilimci sayısının dünyada az olmasının nedeni ne?

Türkiye gibi %90 Ortadoğu – %10 Batı arasında gidip gelen ülkelerinde dişinin toplumdaki yeri genel olarak; çocuk doğurmak, çocuk bakmak vs. gibi en taban görevlere yani türün devamlılığını sağlamaya dönük eylemlere dayanır. Bunun sebebi malesef dişilerin cehalete daha yatkın olmasının o ülkenin erkeklerince kötü niyetle kullanılmasından ileri gelir. Bir ülkede kadınlarınlar eğitimli ve bilime yatkın ise bu o ülkenin erkeklerinin bunu istemesi sayesinde olmuştur. Aksi taktirde en eğitimli dişi bile cehalete yatkındır. Bunu şu örnekle açıklayabiliriz:

Tipik bir Türk dişisi ile hangi konularda tartışabilirsiniz? Newton’un gezegenden kurtulma hızı hesapları? İntegralde katlar?  Kuantum fiziği? I. Selim’in yaptığı ıslahatların özgün biçimde yorumlanması? Bir edebiyat eserinin incelikleri üzerine derinlemesine tartışma? Bir müziğin notalarının armonisi ve tınısı üzerine sohbet?

Bu iletişimi yapabileceğiniz kadın sayısı %1 in çok altında. Yok değil, var ama son derece ender.

“Bilim ile ilgilenen bütün insanları karışık çerez tabağı olarak kabul edersek, kadın sayısı tabaktaki kaju sayısı kadardır.” BT

Tipik bir dişinin hayat amaçları aşağıdaki gibi:

  1. Çocukluk döneminde dersleri erkeklere nazaran iyidir çünkü henüz çocuktur, bir erkekten çok farklı değildir. Onun kız olmasından ileri gelen kültüründeki kızların uslu olma durumu derslerine pozitif etki eder. Bu nedenle lise dönemine kadar olan kız çocukları, erkeklerden başarılıdır. Bu özellik aslında sürdürülebilir ama lise ve üstünde kadınlar cahil toplumlarca törpülenmek istenir.
  2. Çocukluk aşamasını atlatan dişi bireylerin tipik (toplumsal kopya) olanları, kendisine zengin ya da görsel olarak iyi durumda bir eş bulma hedefini belirler. Bunun nedeni dişi bireylerin, insan türünün devamlılığını sağlama iç güdüsünün yanında; toplumda zengin olarak ya da tip olarak öne çıkmış bireylerin “DOĞAL SEÇİLİM” ini gerçekleştirmektir. Yani “fakirler ve tipsizler üremesin, sorunlu genler devam etmesin.” gibi birşey bu. Tabi dişi birey bunu istemsizce içgüdüsel olarak yapar. Farkında değildir. Onun yaptığı tek şey “hoşuna gittiği gibi yaşamak” tır, aslında farkında olmadan içinde bulunduğu tiyatroda rolünü habersizce oynamaktadır.
  3. Çocuk doğurmak. Kadınlar evlilikten sonra çocuk doğurmak ister. Bu da içgüdüsel bir davranış. Bir tür koşullu emir satırı olan “hormonlar” nedeniyle o zihnen istese de istemese de çocuk sahibi olmayı içgüdüsel olarak isterler. Sonra çocukları evlendirmek ve ölüm.

Şimdi bu üç maddeyi okurken çok tanıdığınız bir rutin olduğunu farkettiniz. Size çok sıradan gelmiş olabilir. Yani “ne olacaktı normali bu değil mi zaten?” diye düşünebilirsiniz. 2. maddede dediğim gibi, içinde bulunduğumuz tiyatroda kendisini rolüne kaptıran kadınlar kafasını kaldırıp ben neredeyim diye bakamıyor. Çünkü karakterleri son derece sıradan ve rolüne dönük.

Bunu yapan erkek yok mu? Neden sadece kadınlar hedef tahtasında? Kesinlikle var. Bilimden uzak olup ilgilendiği tek bilimsel alan kuş serisi arabasının ya da motorunun eksozundan çıkan sesin frekansı olan garip canlılar var (şahinci, motorcu tayfa). Buna rağmen erkeklerin bilimle ilgilenme oranı kadınlara göre bir hayli yüksek. Hatta ülkeler şu anda erkeklerin omuzunda duruyor desek yanlış olmaz. Genel olarak “lider” kişi neden çok daha sık erkek bireylerden çıkıyor? Neden Isaac Newton, F.F Chopin, Alber Einstein, Max Planck, M.K. Atatürk, Stephen Hawking… gibi ismler ön planda? Marie Curie’ler, İdil Biret’ler neden bu kadar az? Aslında bu çok ciddi bir sorun.

Konuya dönersek…

Nedir tipik dişinin sohbetleri? Kim ne giymiş? Ne içmiş? Yüzüme ne sürsem daha güzel olurum? Şu adam çok yakışıklı. Şu kadın çok güzel. Şu şarkı çok güzel. Yemek hazır. Jüpiter’in de halkaları varmış biliyor muydun? Şaka şaka :)  Bence komikti.

Bu yazıyı bir kadın okursa ne olur?

Tipikse çok büyük ihtimalle buraya gelmemiştir, geldiyse “nereden geldim ben buraya ayol ahahaha?” diyip ilk paragrafta yazmış olduğum vurgulanmış kelimelere bakıp Facebook’a ya da Instagram’a dönüşünü yapar.

Tipik değilse yazıyı anlamak için birkaç kez okumuştur, yazı beyninde çakan düşünceler ile örtüşür ya da eleştirel noktalar meydana gelir ve site ya da yazar hakkında pozitif, nötr ya da negatif düşünceye sahip olur.

Bu ikilem bilimin kaderidir. Çünkü bilimle ilgilenmeyen kişiler hakkındaki bilimsel bir makalenin incelediği insan tipi tarafından o makale okunsa bile, bahsi geçen insan tipi bakıp görememeye devam edecektir. “Ben o %1’in içindeyim” diye düşünen dişilerden bir kısmı belkide onları tamamen savunmaya dönük bu yazıyı düşman bile ilan edebilir :)

BT

 

İçerik hakkında yorum yapmak için bir kanal seçin.

Bir Cevap Yazın