Kitap Tanıtımı: Şizofrenin Kamburu

Kategori: Edebiyatsizofrenin_kamburu_1

Kitabın Adı: Şizofrenin Kamburu

Kitabın Yazarı: Arifzade

Kitabın Çıkış Tarihi: Aralık-2012

Slogan: “HERKES HEYBESİNE ÖMRÜNÜ DOLDURUR; BEN KAMBURUMA TAKILAN HAYALLERİMİ… BEN BİR BOZKIR PİGMESİ DEĞİLİM; HAYALLERİ OLAN VE ÇİĞNENMİŞ BİR HAYATIM.”

Tanıtım: "Hayalleri ile hatıraları arasındaki çıkmazın sonuna gelmiş olan faniyim ben.
İçindeki coşkusu ummanlara karışacak kadar gani olan çocuğum ben.
Sırtındaki yük gözlerinden yaş eksik etmeyen ihtiyarım ben.
Yahya’nın sırt döndüğüyüm ben.
Rahmi’nin sevmediğiyim ben.
Rüstem’in kızını vermeyeceğini aşağılayarak ilan ettiğiyim ben.
Analığım Zeliha’nın çocuklarına uzak durmalarını tembihlediğiyim ben.
Muhsin’in iftira attığıyım ben.
Fotoğrafçı çırağının kızlara hava atmak için küçük düşürdüğüyüm ben.
Salih’in kandırdığıyım ben.
Hasan’ın acıyıp kolladığıyım ben.
Zübeyde’nin iğrendiğiyim ben.
Suphi’nin Tekke’de alaya aldığıyım ben.
Pembe’nin yüzüne bakıp canına kıydığıyım ben.
Oğlum Yasin’in bir fare gibi görüp terk ettiğiyim ben.
Genç kızların resmine bakıp “ay” dediği acınası yaratığım ben.
Sırtındaki kamburu gizlediği için geniş kıyafetler giyen bedbahtım ben.
Konya soğuğunda kirli battaniyesinin altında titreyenim ben.
Uçsuz bucaksız bozkırın acınası çobanıyım ben.
Şehirdeki çayevinin kandırılmış ortağıyım ben.
Cadde kenarının elleri kirli boyacısıyım ben.
Lokantaların boyu tezgâha yetişmeyen bulaşıkçısıyım ben.
Bodrum kattaki okey salonunun garsonuyum ben.
Bulduk Tekkesi Efsanesinin meddahıyım ben.
Tekke’deki türbeden kuvvet alan inanmışım ben.
Kör için Peygamber’ini azarlayan Allah’ı Topal Hephaistosla kıyaslayan imansızım ben.
Vücudunu gizleyecek sihirli güçlerinin olmasını isteyen hayalperestim ben.
Kırkkız Mezarına hâkim kayayı kalesi sayacak kadar kendi dünyasına sıkışmış garibim ben.
Aşağılık duygusu başkalarından bir şey istemesini men eden mahcup adamım ben.
Hayır, sahiplerinin kapısına bıraktığı yemeklerle karnını doyuran yüzyılların açıyım ben.
Çöplük kedisini kesip yemeyi aklından geçirecek kadar kendinden geçmiş vahşiyim ben.
Portakal kabuklarıyla karnını doyuran biçareyim ben.
Çalışmayan televizyondan çeşit çeşit seyirlikler çıkarabilen zihni karışık zavallıyım ben.
Halepçe Katliamının intikamını alan cengâverim ben.
Gıda, tarım ve hayvancılık sahasının bakanıyım ben.
2002 Dünya Kupasının yıldız futbolcusuyum ben.
Ömeranlı Aşiretinden Gülfidan’a sevda sözleri söyleyen âşığım ben.
Nobel Edebiyat Ödüllü dünyaca ünlü yazarım ben.
Suriye’yi bir günden az bir sürede dize getiren Genel Kurmay Başkanıyım ben.
Başbakanın bile “ağabey” dediği BUSAM’ın başındaki adamım ben.
Hukuk Fakültesi Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalının başındaki profesörüm ben.
Oscar ödülü almış kabiliyetli büyük artistim ben.
Dünyanın tüm sakatlarının kökünü kazıyan kudretli Osmanlı paşasıyım ben.
Altısında anasının üzerine kuma gelen mahzun çocuğum ben.
Dokuzunda diliyle düşman kovanım ben.
On dördünde üvey kardeşi için çocuk dövdüğü için babasından dayak yiyen ergenim ben.
On altısında tipiye yakalanmış genç çobanım ben.
On sekizinde koyunlarını kurda kaptıran çaresizim ben.
On dokuzunda bir Bozkır Pigmesi olduğunu öğrenen cahilim ben.
Yirmisinde Allah’ı aramaya koyulmuş boşluktaki adamım ben.
Yirmi üçünde canhıraş evlenme telaşına düşenim ben.
Yirmi dördünde analığının kirli sırlarını öğrenenim ben.
Yirmi dokuzunda Kambur Gülfidan’a koca olanım ben.
Otuzunda biricik Yasin’i doğanım ben.
Atmış ikisinde çenesi çözülen ihtiyarım ben.
16 Ocak 2012 gecesinin 03.32 ölüsüyüm ben."

Kitabı okuduysanız yorumlarınızı ekleyiniz.

Bilgi Makinesi

Bilgi Makinesi

Oldukça ilginç bir bilgi birikimine sahip yazarımız, daha önce duymadığınız birçok bilgiyi sizlere sunuyor. Bilgi Makinesi, 29 Nisan 2013 tarihinden bu güne bizlerle.

Kitap Tanıtımı: Şizofrenin Kamburu” için bir yorum

  • 16 Kasım 2013 tarihinde, saat 12:59
    Permalink

    “İki gün sonra bir yolunu bulup kendimi Yeniceoba Makasına attım. Ankara tarafından gelen ilk otobüse atlayıp Konya’nın yolunu tuttum. Arka kapıdan binerken otobüsteki herkes dönüp bana baktı. Yol boyunca arada gidip gelen muavin her seferinde dönüp bana baktı. Nalçacıdaki otogarda indiğimde peronlardaki bütün insanlar dönüp bana baktı. Arka sokaktaki durakta dolmuşa binerken şoför ve içeridekiler dönüp bana baktı. Zafer’de indiğimde gelip geçen herkes dönüp bana baktı. Sora sora Konya Lisesi’ni ve Salih’in çayevini bulup kapıda,
    “Salih”, dediğimde o da dönüp bana baktı.
    En acı vereni de Hayatım, Zafer’de beni görüp de kaçıp annesinin arkasına saklanan küçük çocuğun dönüp bana bakmasıydı. Öyle bir yaralanmıştım ki… Bir tek Azrail oralarda bir yerde karşıma çıkıp bana bakmamıştı. Oysaki o an onun bakışına o kadar muhtaçtım ki…”
    (ŞİZOFRENİN KAMBURU-Arifzade)

    Thumb up 0 Thumb down 0

Bir cevap yazın